Mehmet Ozyurek 11 saat önce Paylaş 11 saat önce Ali Darbaz yazdı: Maalesef yeterince hızlı kilo veremiyorsun. Yeterince yapmıyorsundur len. Fatih Keskin yazdı: Bu konuyu kendine ilke edinen ark ım 50 de öldü 4 çocuk kaldı geride Kalpten mi gitti. O mavi hapın tek tek alınması öneriliyor. Yorum bağlantısı
Servet Aydın 11 saat önce Paylaş 11 saat önce Fatih Keskin yazdı: Bu konuyu kendine ilke edinen ark ım 50 de öldü 4 çocuk kaldı geride Düzenli dedik 1 Yorum bağlantısı
Oğuzkan Işık 11 saat önce Paylaş 11 saat önce Ali Darbaz yazdı: Su kuyruğunda bekliyoz 5 litre su içtim. Hiç çişimde gelmedi. Biyerde delik vardır abi iyi bi bakaydın Yorum bağlantısı
Nihat Palolu 11 saat önce Paylaş 11 saat önce Mehmet Ozyurek yazdı: Aşınıyor abi o eklemler. Kasların da bir sayaç ömrü vardır. Uzun yaşayan sporcu örneği yok hiç. Ağır sporla uğraşıp sporu bırakınca egzersizi de bırakanlar erken ölebiliyor abi. Yoksa egzersiz tadında spor ile uğraşanlar daha uzun yaşıyor. Yorum bağlantısı
Fatih Uzun 10 saat önce Paylaş 10 saat önce Servet Aydın yazdı: Düzenli dedik Abi düzenli hergün 1 saat yürü aynı mesafe olsun 1 ayda farkı anlıyorsun.ben her sabah 8de park da yürüyüş yapıyorum 1 saat, kolestrolüm ve Trigleseritimi düzene soktum. Yorum bağlantısı
Servet Aydın 8 saat önce Paylaş 8 saat önce Hergün 45 dk eliptik bisiklet çeviriyorum zaten Yorum bağlantısı
Ümit Türk 8 saat önce Paylaş 8 saat önce Ali Darbaz yazdı: sex yapmak çok az kalori harcatıyor. Onuda denedim. Maalesef yeterince hızlı kilo veremiyorsun. Çok hızlı cevaptı . Yorum bağlantısı
Selçuk Keleş 3 saat önce Paylaş 3 saat önce Servet Aydın yazdı: Bakın beyler, sorum ciddi. Herhangi bir cinsellik veya sapkınlık çağrışımı yok; Düzenli sex yaşamı fiziksel aktiviteler içinde sağlık bakımından en iyisi değil mi? Veya öyle olduğu söyleniyor. Nedir işin gerçeği? Sadece erkek için değil Fizikselden çok zihin sağlığına daha yararlı, abartılmadığı sürece tabii. Toplumda gittikçe daha çok yayılan kediye köpeğe saran ve gittikçe deliren kadın popülasyonu buna en iyi örnek. Ali Darbaz yazdı: Kırklı yaşlara adım atmak, insanın hayatında her zaman sessiz bir dönüm noktasıdır. Gençliğin o bitmez tükenmez enerjisinin yerini, daha oturaklı ama bir o kadar da "bakım isteyen" bir dönemin aldığı yıllar... Benim için bu dönüm noktası, 42. yaş günümde doktorun ağzından dökülen o cümlelerle tam bir uyanışa dönüştü: Şeker hastalığı başlangıcı ve karaciğer yağlanması. Doğum günümde bir kutlama beklerken, bedenimin bana kestiği bu faturayla yüzleşmek sarsıcıydı. Yılların getirdiği hareketsizlik, belki biraz ihmal ve değişen metabolizmam, artık bana "dur ve bir şeyleri değiştir" diyordu. Karamsarlığa kapılmak en kolayıydı ama ben başka bir yolu, harekete geçmeyi seçtim. Her şeyin bir anda değişmeyeceğini biliyordum. En dipten, en temelden başlamam gerekiyordu: Yürüyüşler. İlk başlarda zor gelse de, adım attıkça açıldığımı hissettim. Ancak sadece yürümek bir süre sonra monotonlaşmaya başlamıştı; bana hem hareket ettirecek hem de içimdeki o çocuğu yeniden canlandıracak bir şeye ihtiyacım vardı. İşte tam bu noktada hayatıma scooter girdi. O emektar Oxelo Town 7XL ile attığım turlar, bana sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda müthiş bir özgürlük hissi verdi. Rüzgarı yüzümde hissederken, İstanbul'un sahil yollarında süzülmek o "hastalık" psikolojisinden sıyrılmamı sağladı. Hareket etmek artık bir zorunluluk değil, günün en keyifli anı haline gelmişti. Scooter ile kazandığım kondisyon ve hareket alışkanlığı, beni asıl dönüm noktama, yani bisiklete hazırladı. Kendimi hazır hissettiğimde bir seviye daha atlama vakti gelmişti. Kron FD 2100 katlanır bisikletimle tanışmam, sağlık yolculuğumun en güçlü adımlarından biri oldu. Sadece pedal çevirmiyordum; bedeni dinlemeyi, nabzı takip etmeyi öğrenmiştim. Özellikle "Zone 2" (Bölge 2) düşük tempo nabız aralığında yaptığım o uzun sürüşler, hem karaciğerimdeki yağları yakmak hem de insülin direncimi kırmak için tam olarak ihtiyacım olan reçeteydi. Bugün geriye dönüp baktığımda, o 42. yaş gününün aslında bir son değil, muazzam bir başlangıç olduğunu görüyorum. Şeker hastalığı ve karaciğer yağlanması, beni korkutan canavarlar olmaktan çıkıp, beni kendime getiren rehberlere dönüştü. Önce yürüyüşle atılan adımlar, scooter ile hızlanan rüzgar ve en sonunda iki tekerlek üzerinde bulduğum denge... Kırkından sonra hayat bitmiyor; aksine, ona nasıl bakarsanız ve onun için ne kadar pedal çevirirseniz, size o kadar güzel yollar açıyor. Eğer siz de benzer bir teşhisle karşılaştıysanız, pes etmeyin. Sadece ilk adımı atın, belki bir yürüyüşle, belki bir scooter ile... Göreceksiniz ki, bedeniniz sizin ona uzattığınız bu zeytin dalını asla geri çevirmeyecek. Sekiz aylık bu sürecin sonunda tartıya çıktığımda giden 9 kiloyu görmek güzeldi ama asıl derin nefesi tahlil sonuçlarını elime alınca aldım. Şekerden ve karaciğer yağlanmasından eser kalmamıştı. Bedenim, ona verdiğim bu küçük emeğe fazlasıyla karşılık vermişti. Fakat bu iyileşme sürecinin bana miras bıraktığı tuhaf ve bir o kadar da güzel bir alışkanlık oldu: Kendi gücümle bir yerlere gitmenin verdiği o tatlı "kafein etkisi". Artık yürümeden, hareket etmeden duramaz hale gelmiştim. Zamanla yürüyüşler ve kısa mesafeler yetmemeye başladı; bari mesafe uzasın dedim. Scooter ile yollara düşüp toplamda 100 kilometreyi devirdim. Tek seferde en fazla 16 kilometre yapabilmiştim. Benim için fena sayılmazdı ama insan bir kere o hareket etme zevkini alınca, bu kadarı kesmemeye başlıyor. Daha uzağa, daha rahat nasıl giderim diye düşünürken kendimi bisikletin selesinde buldum. Başlangıçta her şey deneme yanılmaydı. İlk gün hevesle 6 kilometre, ikinci gün biraz daha zorlayıp 10 kilometre sürdüm. Fakat işin sadece pedal çevirmek olmadığını anlamam uzun sürmedi. Oturup epeyce okuma yapmaya başladım; "Bu işin doğrusu nedir, en verimli sürüş teknikleri nelerdir, bedeni yormadan nasıl mesafe katedilir?" diye araştırdım. Öğrendiklerimi yolda uygulamaya başladığımda, bisikletle tanışmamın henüz 6. gününde kendimi 52 kilometre pedallamış halde buldum. Açıkçası, bedenin doğru teknikle yönlendirildiğinde bu kadar kısa sürede neler yapabildiğine en çok ben şaşırdım. İşte bu yüzden, bu başlık altında devasa başarı hikayeleri anlatmak yerine, kendi halimde bir günlük tutmaya karar verdim. Her turumda yollarda neler yaşadığımı, o okuduğum makalelerden neler öğrenip uyguladığımı, hatalarımı ve doğrularımı buradan paylaşacağım. Belki benim gibi kırkından sonra sağlığıyla yüzleşip "Nereden başlasam?" diyen birilerine ufak da olsa bir faydası dokunur. Bi kask kamerası ya da 360 falan almalısın telefonla olmuyor. Yorum bağlantısı
Ali Darbaz 1 saat önce Yazar Paylaş 1 saat önce Ümit Türk yazdı: Çok hızlı cevaptı . spor yapınca o işin süreside epey artıyor ama. Selçuk Keleş yazdı: Fizikselden çok zihin sağlığına daha yararlı, abartılmadığı sürece tabii. Toplumda gittikçe daha çok yayılan kediye köpeğe saran ve gittikçe deliren kadın popülasyonu buna en iyi örnek. Bi kask kamerası ya da 360 falan almalısın telefonla olmuyor. Kamera varda ben başkalarını yutubede videolarını izledim. Saate 15 - 30 km hızla giden birinin hiç seyirlik tadı yok. Motor vloggerları gibi olmuyo. Yorum bağlantısı
Recommended Posts