Serdar Göktaş 6 Mart 2014 Paylaş 6 Mart 2014 nice yıllara, doğum gününüz kutlu olsun. Yorum bağlantısı
Lokman Ceritlioğlu 6 Mart 2014 Paylaş 6 Mart 2014 Caner sevdiklerinle beraber nice yıllara. Yorum bağlantısı
Caner Kardeşseven 15 Temmuz 2014 Yazar Paylaş 15 Temmuz 2014 Bunu yazmak da ne zormuş arkadaş..6 defa sildim.Böyle başlayım bari... Sana dürüst davranacağım,bi kere yalan söyledim... Bu nasıl bir ifadedir onu da çözemedim gerçi ya? La bi git allseeesen...git başımdan ! Her neyse..böyle bi diyalog başlıyor zaten zamanla.Çatlakdan biraz pekmez akmadan olmuyor yani.. Bu internetten dönen herifleri gördüm. zaten ufakken de merak ederdim hep kafayı gözü dağıtırdım sonunda. izmirde bir vakıf buldum, gittim.Bende semazen olacam dedim. Direk . Kafadan daldim muhabbete.. Oranın sorumlusu, hoşgeldin dedi gülerek. Sanırım gunde 40 kişiden biriydim...Öyle bi hisse kapıldım. Adın ne ? Caner mesleğin ne ? muhendisim. Hmmmm..ben öyle birini tanımıyorum ki? Doğrudur. bende sizi tanımıyorum zaten. benim efendim. Sen muhendis caner mısın ? ( çattık ya la...) evet benim. Hmm güzelmiş de, ben oyle birini hatırlamıyorum..Canlar, erenler, siz muhendis caner diye birini tanıyormusunuz? - tanımıyoruz , kimdir ? ( şerefsizim , ilk la havlemi orda çektim bu arada)- Benim arkadaşlar ! Seni çıkaramadık biz.. "Eyvalah abi ne diyim"..? Ne söyledin sen ? Eyvallah abi tanımıyorsanız tanımıyorsunuz dur dedim bişey demedim? Yok yok, bir daha söyle bakıyım ? Abi eyvallah işte tanımıyorsanız ben napabilirm ki? -Kardeşler, bu delikanlı eyvallah der?- Eyvallah kardeşim eyvallaaaaah.. (dediler ve bize yol göründü.. ) Döndüm kapıya gidiyorum,nereye dediler. "E abi eyvallah dediniz gidiyoz napak?" -- gel otur otur..seninle işimiz var, otur dediler.. Bu ilk gündü. sonra haftalar oldu. Sonra aylar oldu, iki yıl oldu.. Biz semazen olmak için kapıyı çalalı iki sene geçti. Önce çivili tahtada döndük..sol ayağımızın iki parmağı arasına irice bir raptiye koydular.. Çatır çutur ses gelircesine biçti resmen ayak kemiklerini..Duruşunu öğrendin. Tabii çıplak ayakla ve tuz üzerinde dönüyorsun. Ayakların şişiyor, derilerin patlıyor su topluyor tuzda pişiyor.. sağ sola savruluyorsun..Paso küfrediyorsun kimse duymadan. Sonra milini aldın mı çivisiz tahtada dönüyorsun... 1 saat 2 saat. canları ne zaman isterse o zaman dur diyor. Çeneni kapatmayı öğreniyorsun.. Hava atarsın bu dönemde..o yüzden surebildiği kadar uzun sürer bu dönem. Ta ki bıkıncaya kadar. bıkan bırakır bıkmayan devam eder... Birde çok isteklerin olur bu zamanda.. susadım acıktım ... Sonra tahtadan indiriyorlar yerde dönmeye başlıyorsun.. Hani bir önceki aşamada susmayı öğrenmiştin ya? Burda da düşünmemeyi öğreniyorsun. Sıfır. Eğer herhangi bir şey düşünürsen, düşersin. Sonra kol açmayı öğretiyorlar ama burda biraz faklı konular başlıyor.. Malum , semazenlik, mesvleviliğin bir cüz'üdür.Haktan alıp halka verebiliyormusun gerçekten? Ayrıntıya girmeyeceğim zira bildiğiniz gibi çok ince ve derin ve hassas noktalar.. Sonra mesh giyersin. Bildiğiniz dedenizin meshi işte.. Ve o mesh için ağlarsın. Çunku bu aşamaya kadar harcadığın emeğin göstergesidir, hediyesidir aslında.. Çünkü beline torba bağlar ( istifra torbası ) dönersin. miden bulanır istifrag eder yine dönersin..bu aşamaların geçtiğine delalet eder o mesh Nasıl ki namaz kılanların dizlerinde kıl olmaz, semazeninde sol ayak başparmağının dibi nasırlı olur bu arada.. Bu arada derslere devam eder, canla başla kendini geliştirmeye bakarsın. Ve eğer kani olurlarsa, beden ölçün alınır elbisen hazırlanır bursa da ve bursa dan gelir... Ama giyebilirmisin ? işte en can yakıcı nokta burasıdır.En zor aşama budur. Kimisi ruyasında pembe Tennure görür kimi beyaz kimi siyah..ne gördünse onu giyersin. Aynı zamanda kefen hükmündedir ve her semazen tennuresiyle gömülür. Gömülür de, giyebilirmisin? Bunu sana sormazlar. Anlatırlar sana ama giyermısın diye sormazlar. Sen karar vereceksin. Nefes alırken, tıcaret yaparken, yaşarken kısacası, tennure giyebilirmisin? Çocukları da sayarsak, kurs başında yaklaşık15 kişiydik. Dün 4. kişi de giydi. Ne de yakıştı... Esasen herkes giyecek. Hatta bu yazıyı okuyanlar bile birgün giyecek onu. Ama şimdi giyilir mi? Daha erken diyor insan daha çok erken diyor Kim diyor ? Nefs Ulan ben senin... Aha geldi gene başımın belası! La olum ben sana bi git başımdan bi git demedim ya ykarda en başta ? hayret bişeysin ya İki dakka dur şurda yazı yazıyorum! Giydirecem ben sana az dur. ayıp olur şimdi milletin içinde, giydircem... Selametle kalın...! ( gel la buraya bakıym... ! ) 9 Yorum bağlantısı
Mehmet Kaya 15 Temmuz 2014 Paylaş 15 Temmuz 2014 Çok güzel yazmışsınız. Hep merak etmiştim. Çok güzel dile getirmişsiniz. Oğlum da merak ediyor. Kolay olmadığını biliyordum. Hatırladığım kadarıyla sizin yavrunuz da ney eğitimi alıyordu yanlış hatırlıyor olabilirim. Yorum bağlantısı
Alper Aksakal 15 Temmuz 2014 Paylaş 15 Temmuz 2014 Ellerinize sağlık beğenerek okudum Bende her zaman ney çalmak istemişimdir lakin fırsatım hiç olmuyor. Yorum bağlantısı
Eray Alicikoğlu 15 Temmuz 2014 Paylaş 15 Temmuz 2014 beğendim ben normalde hayatta böyle uzun yazıları okumam ama bunu okudum 1 Yorum bağlantısı
Misafir 15 Temmuz 2014 Paylaş 15 Temmuz 2014 Ağzınıza sağlık güzel, eğlenceli, düşündürücü bir yazı olmuş Yorum bağlantısı
Cem Işık 15 Temmuz 2014 Paylaş 15 Temmuz 2014 Caner abi döktürmüşsün yine ,ellerine sağlık.. Yorum bağlantısı
Servet Aydın 15 Temmuz 2014 Paylaş 15 Temmuz 2014 Yakın takipdeyim, yeğende şimdiden aynı yola girmiştir, ki seni ezer geçer zamanla Yorum bağlantısı
Ali Eren 15 Temmuz 2014 Paylaş 15 Temmuz 2014 Abi ellerine sağlık. Keyifle okudum. Bekliyoruz devamını Yorum bağlantısı
Misafir 16 Temmuz 2014 Paylaş 16 Temmuz 2014 Ellerinize, emeğinize sağlık. Şiir tadında.. Yorum bağlantısı
Caner Kardeşseven 20 Temmuz 2014 Yazar Paylaş 20 Temmuz 2014 Hepinize teşekkür ederim Yorum bağlantısı
Fatih Öztürk27 20 Temmuz 2014 Paylaş 20 Temmuz 2014 Meşakkatli iş. Güzel paylaşım ellerinize ve ayaklarınıza sağlık. Yorum bağlantısı
Caner Kardeşseven 18 Ağustos 2014 Yazar Paylaş 18 Ağustos 2014 Almanyadan geldik diye alman saydılar bizi, tutup kolumuzdan ülkü ocağına götürdüler. Biz daha bir hilalin değerini kıymetını anlamadan bilmeden üç hilali öğrendik.. E madem öğreneceğiz arkadaş , tam öğrenelim dedik, ülkücüden saydılar bizi... (not: Halbuki o dava uğruna can vermiş mucadele etmiş işkence çekmiş insanlara büyük saygısızlıktı bu..) Üniversiteye vardık, gel mübarek senin ufkunu açalım dediler,tutup kolumuzdan cemaat evine yerleştirdiler. Biz daha milli olmadan ümmeti öğrenmeye koyulduk... E madem ufkumuz açılacak ordaki talebelere ingilizce ders verip sınavlardan geçirdik -onlardan da risale-i nur kulliyatı eğitimini alıp tamamladık, nurcudan saydılar bizi... (not: Okulda bana nurcu deyip çıkma teklifimi ret eden ayşe vardı, o da şimdi nur cemaatinı kadın kollarında sohbet ve ders veriyormuş,öğrendiğimde o pis koydu bana ) Erkek adamsın ,kim tutar seni dediler, zabıtalar girdi kolumuza asker ocağına yerleştirdiler. Biz daha horoz bile kesmeden elimize G3 alıp adam vurmayı öğrenmeye koyulduk. E madem bu ocakda herkes eşit, gariban olup bizim fiyakamıza özenen cocuklara bi cd player alıp herkes içtimadan sonra film izlesin , tiyatro izlesin -biraz gülüp rahatlasın diye odaya bir tertibat kurdum, “lan asteğemenim “ den saydılar bizi... ( not: O vcd cihazı kırılırken gözümüzün önünde, dev cüsseli askerlerimin hüngür hüngür ağladğını asla unutmayacağım. Yaşadığım en acı olayların başında gelir.) Kettle- su ısıtıcısını bulamadım,canınız sağ olsun. Çalışma hayatına girdik. Evet hoşgeldiniz deyip bir firmanın satış temsilcisi ünvanını yapıştırdılar. Biz daha hiç maaş almadan, “en çok kazananlar maaşlı değil primli çalışanlardır sen boşver aylık almayı sat al paranı!” dediler, mal satmaya koyulduk. E madem düzen bu, işi pirinden öğrenelim deyip Karl marx okuduk(Das Kapital ), anında kapının önünde eylem yapan koministten saydılar bizi... ( herif iyi dövdü ama beni,hakkını yemeyelim.Sağ avuç içinden çeneye 45 dereceden bi kodu, yemin ederim yok böyle bişey...Allahtan dilim ağzımın içindeydi.Onu dili ikibüklüm dişlerinin arasındaydı.. ) Gel zaman git zaman , Atatürk' e şimdi küfür ediyorsunuz ama şurdan çıkıp gelse hepiniz önünüzü ilikler elini öpersiniz, öyle de yavşaksınız dedim, Ne putçuluğum ne ulusculuğum kaldı. Kimi solcu bu dedi kimi Türkiyenin geleceğini göremeyen zavallı kemocu dedi...bunları yüzüme de söyleyen oldu arkamdan söyleyen de... Geziciden capulcudan saydılar bizi.. (Oysa orada fikren ve ruhen mücadele eden arkadaşların eline su bile dökemem) Aslında var ya, hayatım boyunca tek bir kişiye hayran oldum: Ben hiçbişey değilim,bunu biliyorum da ondan bişey olmaya çalışıyorum. Belki iki kelime öğrenir ,belki biraz daha insan olabilirim derdindeyim. Sen de benim gibi hiçbirşey değilsin ama değil mi ki kendini bi b.k sanıyorsun? Sana hayran olmamak mümkün değil ! Ha..bu yazının heykelle ne alakası var diyorsunuz şimdi "di mi"? ( "değil mi" olacak biliyorum sayın admin ama konuşma yazısı ile nesir- düz yazı arasındaki fark,ford ka ile mondeo arasındaki fark kadar büyüktür hoşgör lütfen.) Nerden bakarsan bak, hangi görüşde olursan ol o heykel yanlış arkadaşım. İlla bir heykel dikeceksen, bir kitap ve bir kalemin heykelini yap koy oraya. Liceden nobel ödüllü bir fizikçi matematikçi çıktığı gün kimse kimseye silah çekmeyeceği gündür,silah çekenlerin heykelinin dikilmeyeceği gündür,silah bırakanların günüdür... Sevgilerimle, Kardeşiniz Caner Kardeşseven.. 27 Yorum bağlantısı
Servet Aydın 18 Ağustos 2014 Paylaş 18 Ağustos 2014 Nede ihtişamlı dimi, Atatürk'ün böyle heykeli yok memlekette 8 Yorum bağlantısı
Caner Kardeşseven 18 Ağustos 2014 Yazar Paylaş 18 Ağustos 2014 Nede ihtişamlı dimi, Atatürk'ün böyle heykeli yok memlekette Sindiremiyorum abi...Günlerdir sindiremiyorum,zor geliyor.. 4 Yorum bağlantısı
Serkan Turan 18 Ağustos 2014 Paylaş 18 Ağustos 2014 Ağzına sağlık. Niye sorusu hiç gitmiyor akillardan değilmi. 1 Yorum bağlantısı
Serkan Ünsalan 18 Ağustos 2014 Paylaş 18 Ağustos 2014 diyecek çok şey var.ama söylediklerimizi uygulayacak birileri var mı???? 1 Yorum bağlantısı
Serkan Ünsalan 18 Ağustos 2014 Paylaş 18 Ağustos 2014 PKK'lı heykeli için yıkım kararı alındı Diyarbakır Valiliğinin dün yaptığı suç duyurusu üzerine, Lice Sulh Ceza Mahkemesi tarafından Yolçatı köyünde dikilen PKK'lı Mahsum Korkmaz heykelinin yıkılmasına karar verildi. az önce gördüm 5 Yorum bağlantısı
Recommended Posts