İçeriğe Yönlendir

Fıkralar


Cihaner Öztürk

Recommended Posts

Bahtiyar Aydoğdu
Bu Gecenin Fıkrası :D

Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken,...... ölüme yakın, birden bir Azraili görüyor ve soruyor:

'Benim saatim geldimi?'

Azrail cevap veriyor:

'Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve 8 günün var'.

Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdiriyor, dudaklarını doldurtturuyor ve

göğüslerini düzelttiriyor.

Kısacası: 'Yeniden doğmuş gibi'

Daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar

ameliyatın değdiğini düşünüyor.

Son ameliyattan sonra,

hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.

Tam karşıdan karşıya geçiyorken ambulans çarpıyor ve ölüyor.

Azrail'e soruyor: '40 seneden daha fazla yaşayacağımı söylemiştin

neden o zaman bana o ambulansın carpmasini engellemedin?

Azrail cevap veriyor:

'Kız, allah canını almasın ben seni tanıyamadım ki :) ))

:):):bravo:

Yorum bağlantısı
Rifat Berber
Bu Gecenin Fıkrası :)

Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken,...... ölüme yakın, birden bir Azraili görüyor ve soruyor:

'Benim saatim geldimi?'

Azrail cevap veriyor:

'Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve 8 günün var'.

Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdiriyor, dudaklarını doldurtturuyor ve

göğüslerini düzelttiriyor.

Kısacası: 'Yeniden doğmuş gibi'

Daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar

ameliyatın değdiğini düşünüyor.

Son ameliyattan sonra,

hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.

Tam karşıdan karşıya geçiyorken ambulans çarpıyor ve ölüyor.

Azrail'e soruyor: '40 seneden daha fazla yaşayacağımı söylemiştin

neden o zaman bana o ambulansın carpmasini engellemedin?

Azrail cevap veriyor:

'Kız, allah canını almasın ben seni tanıyamadım ki :)))

süper ya :)

Yorum bağlantısı
  • 2 ay sonra...
Emin Önal

Siz şimdi sanıyorsunuz ki, Amerika'yı Christophe Colomb keşfetti, değil mi?

AMERİKA NIN KEŞFİ :rolleyes:)

Dinleyin.. Ekip toplanıyor İdris, İlyas, Temel, Süreyya, Fadime v.s.Biniyorlar takaya. İstanbul boğazı, Çanakkale boğazı, Cebelitarık. derken günler, haftalar, aylar, sular,seller sonra çıkıyorlar bir karaya.

"Ula Daaa biz nereye celduk" derken. "tam tam" sesleri arasında yerliler karşılıyor bizim ekibi. Yerlilerin reisi bir hoşgeldin meyvesi olarak kocaman bir erik uzatıyor. Temel böylesine bir erik ne yemiş, ne de görmüş; ve ısırıyor. Sonra diyor ki.. "AmmaERIKYa", işte, kıtanın adi burada konuluyor.."Amerika"

Yerliler bizimkilere bir yer tahsis ediyor, burada takılın, bakin başınızın çaresine diyorlar. Bizimkiler bildikleri bütün tarım tekniklerini,mısır, patates, tutun, fındık, ay çiçeği deniyorlar, ama tutmuyor. En sonunda ve sadece karalahana basarili oluyor ve kara lahana ticareti başlıyor ve gittikçe çoğalıyorlar. Temelin bu arada çok gıcık kaptığı bir şey var, yerlilerin tam tam sesleri. Bıçak kemiğe dayanınca,"çıkarın DAAAA" diyor, ve kemençeleri çıkarıyorlar.. giy gidi giy gidi giy gidiii. Bu sefer yerliler çok gıcık kapıyor ve hepsini yere yatırıp kemençeleri .ıçlarına sokuyorlar. Neticede hepsi .ıçında bir kemence ile dolaşınca bölgenin adi oluyor "ARKANsaZ" (Arkansas)

Bu işten çok gıcık kapan Temel, başlıyor kuzeye doğru ekibi yürütmeye. Ekibin bir kısmi,bu yöne itiraz edince başlıyor güneye yürümeye. Gittikleri yerlerde yine karalahana ekimine devam ettikleri için bir taraf oluyor "KUZEYKARALAHANA"(Kuzey Karalaynya) ve diğeri de "GUNEYKARALAHANA"(Güney Karalaynya)

Sonrasında vardıkları ilk yerde Temel "Arkadaşlar, bu sazları ne yapıp edip .ıçımızdan çıkartacağız" diyor. Hepsi birbirininkini çekip çıkartıyor, ammmaaa ne ettilerse Temel'in ki çıkmıyor. Bölgenin adi oluyor, "TEKSAZ"(Texas)

Sinirlenen Temel, bir sonraki bölgede "Benim sazı da mutlaka çıkartacağız" diyor.Uğraşıp didişip, çekip çıkartıyorlar ammmaaa, ortalık oluyor kan revan.Bölgenin adi oluyor "KANSAZ"(Kansas).

Sular dağlardan o kadar gürültülü akıyormuş ki, Temel diyor "bu ne yaygara, ne yaygara" oluyor orası "NEYAYGARA"(Niyagara)

O kadar kemence .ıçlarına girip çıkınca. O kadar da Kara Lahana yiyince, Lazlar çıkartıyor gaz, bir sonraki bölgenin adi oluyor "LAZVEGAZ"(Las Vegas).

Fakat Temel, kan kaybından dolayı zayıflamaya başlıyor ve dal gibi kalıyor. Bu yüzden bir sonra ki bölgenin adi oluyor "DALLAZ"(Dallas)

Bir sonraki bölgede ise, iplik gibi kalan Temel için bir insan bundan daha zayıf olamaz deniyor. Aha iste orası "LAZENCILIZ"(LosAngeles)

İşte Amerika'nın bulunuş hikayesi :p

Yorum bağlantısı
  • 2 ay sonra...
Yiğitcan Coşar

Kadının biri gece yarısı uyanıyor bakıyor ki kocası yanında yok. Kalkıyor evin içinde dolanmaya başlıyor bir bakıyorki adam mutfakta sigarasını yakmış efkarlı efkarlı düşünüyor. Adama soruyor noldu niye böyle efkarlısın diye adamda başlıyor anlatmaya.

Hatırlıyormusun biz 18 yaşındayken baban bizi arabanın arka koltuğunda basmıştı. İşte o zaman bana " Ya kızımla evlenirsin yada 20 yıl hapis yatasın" demişti. İşte 20 yıl tam bügün doluyordu şimdi özgür olacaktım... :)

Yorum bağlantısı
Fahrettin Karakoç

2 kere 2

Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe baş vururlar.

Görüşmeci matematikçiye sorar:

"İki kere iki kaç eder?"

Matematikçi cevap verir:

"Dört!"

Görüşmeci sorar:

"Kesin dört mü?"

Matematikçi kendinden emin cevaplar:

"Evet, kesin dört!"

Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci ayni soruyu ekonomiste yöneltir. Ekonomist yanitlar:

"Ortalama dört eder, yüzde 10 asağıya veya yukari oynayabilir, ama ortalama dört eder!"

Ekonomist de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur. Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve görüşmecinin kulağına eğilerek sorar:

"Kaç etsin istersiniz?"

:))

Yorum bağlantısı
Fahrettin Karakoç

Ayakkabıcı

Bir gün bir hasta varmış tımarhaneden çıkmış iyileşmiş, doktora demişki doktor bey siz beni iyleştirdiniz ben eskiden ayakkabıcıydım size ayakkabı yapayım demiş. Doktorda kabul etmiş ertesi gün deli gelmiş doktora sormuş doktor bey ayakkabınızın topuğu öndemi olsun arkadamı olsun demiş :rolleyes:))))))))))

Yorum bağlantısı
Fahrettin Karakoç
(düzenlendi)

Delinin yalanı

Günlerden birgün kadının biri deliye sorar

-kızımıgördünmü sarışın 6-7 yaşlarında bir kız.

Deli: şurdan aşağı gir sola dön ilerle sağa dön

15.sokağa geç 3.binaya gir 12.kata çık soldaki

daireye gir 3.odaya gir gardolabın 3.çekmecisini aç

bir kutu olcak kutunun içinde bir Kur-anı Kerim var

o Kur-an'a elbasarımki bilmiyorum.

tarihinde Fahrettin Karako tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Mert Yeldan

Rus fizikçiler yerin 100 metre altında bakır tel bulduklarını, bunun atalarının bundan 1000 yıl öncesinde telefon şebekelerinin olduğunu kanıtladığını duyurmuşlar.

Bu olaydan bir hafta sonra Amerikan gazetelerin de ilginç bir manşet:Amerikan bilim adamları yerin 200 metre altında 2000 yıl öncesine ait fiberoptik kablolar bulduklarını, bunun, Amerikan toplumunun Ruslardan 1000 yıl öncesinde gelişmiş dijital haberleşme sistemleri olduğunu söylemişler...

Bir hafta geçmeden Trabzon, Araklı' da yerel Taka gazetesinde yeni bir manşet:Trabzonlu bilim adamlarının yerin 500 metre altına kadar kazdıklarını ve hiçbir şey bulamadıklarını, bunun sebebinin ise

Atalarının 5000 yıl öncesinde kablosuz(wireless) iletişim sistemlerini kullandığının ispatı olduğunu belirtmişlerdir..

Yorum bağlantısı
Fatih Bayram
Rus fizikçiler yerin 100 metre altında bakır tel bulduklarını, bunun atalarının bundan 1000 yıl öncesinde telefon şebekelerinin olduğunu kanıtladığını duyurmuşlar.

Bu olaydan bir hafta sonra Amerikan gazetelerin de ilginç bir manşet:Amerikan bilim adamları yerin 200 metre altında 2000 yıl öncesine ait fiberoptik kablolar bulduklarını, bunun, Amerikan toplumunun Ruslardan 1000 yıl öncesinde gelişmiş dijital haberleşme sistemleri olduğunu söylemişler...

Bir hafta geçmeden Trabzon, Araklı' da yerel Taka gazetesinde yeni bir manşet:Trabzonlu bilim adamlarının yerin 500 metre altına kadar kazdıklarını ve hiçbir şey bulamadıklarını, bunun sebebinin ise

Atalarının 5000 yıl öncesinde kablosuz(wireless) iletişim sistemlerini kullandığının ispatı olduğunu belirtmişlerdir..

:):good1:

Yorum bağlantısı
Fahrettin Karakoç

5 şişe kola

Akıl hastanesinde bir gün bir hasta bakıcıyı yanına çağırır. "Bana çabuk 5 şişe kola getir" der. Hasta bakıcı buna kızar ve hastaya beş tokat atar ve "al işte kolalarını" der. Aradan zaman geçtikten sonra yine aynı hasta, bakıcıyı yine çağırır. Bu sefer hasta bakıcıyı tokatlar."Bakıcı ne oluyor?" der. Hasta cevap verir. "Şişeleri getirdim abi".

Yorum bağlantısı
  • 2 hafta sonra...
H.Cenk Bayrakçı

Mail ile geldi, Kayserili forumdaşlarımızın hoşgörüsüne sığınarak... Buyrun:

Kayserilinin İlanı

Kayserili'nin eşi ölmüş.

Gazeteye gitmiş.

En ucuzundan standart bir ilan vermek iştemiş

...

Önüne konan kağıda istediği ilanı yazmış:

'Ayşe'yi kaybettim. Üzgünüm'

İlan görevlisi ilanı görünce uyarmış

'İsterseniz 6 kelimeye kadar uzatabilirsiniz.

Üç kelime daha hakkınız var'

Kayserili 'Aynı paraya mı?' demiş.

Görevli 'Evet aynı paraya' diyince

Kayserili üç kelime daha eklemiş:

'Satılık Toyota var'

Yorum bağlantısı
  • 1 ay sonra...
Selçuk Keleş

Karın mı, Devletin mi?

Bir gün büyük bir oluşum her milletten ajan seçmek üzere daha önceden belirlenmiş kişileri görüşmeye çağırmış.. Önce Amerikan'ı odaya almışlar ve sormuşlar, "Karın mı, devletin mi??"

"Devletim" demiş Amerikan hiç düşünmeden..

"İyi" demişler.. "O zaman al şu silahı ve yan odadaki karını öldür"

Amerikan silahı almış.. Sonra birden durmuş ve "Yapamayacağım" demiş..

Fransız'ı almışlar odaya, "Karın mı, devletin mi??"

"Devletim" demiş..

"İyi" demişler.. "Al şu silahı.. Karın yan odada.. Git ve onu öldür.."

Fransız silahı almış, kapıya gitmiş.. Sonra birden durmuş "Yapamayacağım" demiş..

Temel'i çağırmışlar.. "Karın mı, devletin mi?"

Temel hemen yanıtlamış, "Devletim"

"Al şu silahı, yan odadaki karını vur"

Temel silahı almış, yan odaya geçmiş.. Odadan önce bir silah sesi ardından da kırılan camın sesi gelmiş..

Temel odadan çıkınca sormuşlar "Ne oldu?"

Temel yanıtlamış, "Verdiğiniz silah kuru sıkı çıktı.. Ben de karıyı camdan attım.."

Yorum bağlantısı
Hakan Yavaş
(düzenlendi)

Zengin Bakire

Amerikalı milyoner bir bayan,genç ve yakışıklı avukatını yanına çağırır ve der ki: "

- A...rtık yetmiş yaşına geldim ve biliyorum ki artık bu dünyada misafirim. Bugün yarın demeye kalmaz ruhu teslim ederiz... Onun içindir ki sana vasiyetimi yazdırmak istiyorum Avukatı da; "

- Tabi hanimefendi...", diyerek hemen kağıt ve kaleme sarılır. Kadın başlar saymaya... "

- Benim bildiğin gibi hiç kimsem yok bugüne kadar hep tekbaşıma mücadele ettim ve çalışmaktan ince işlere bile zamanım olmadı..Kendimi bildim bileli iş hayatının içindeyim. Sadece iki dileyim olacak.. Biliyorsun servetimin tamamı 100 milyon dolar... Bana öldüğümde 99 milyon dolar harcanarak şöyle görkemli bir cenaze töreni hazırlansın ve yapilsin ki;benden sonra ülke bunu günlerce konuşsun..." der... Avukat: "

- Evet efendim anladım, der ve "

- Ikinci dileğiniz ne " diye sorar. Yaşlı ve zengin kadın biraz utanarak biraz da sıkılarak genç ve yakışıklı avukatına,: "

- Bugüne kadar hiçkimseyle beraber olmadım ve hala bakireyim, der.Dediğim gibi bugün yarın göçüp gideceğim bu fani dünyadan...Bu zevki tatmadan ayrılmak istemiyorum ve benimle iş tutmayı kabul edecek kişiye de geri kalan 1 milyon doları vereceğim der. Avukatın gözleri açılır ve "

- Anladım efendim, diyerek kendisine bu konuda yardımcı olabileceğini söyler. Avukat akşam eve geldiginde kara kara düşünmektedir...Karısı birşeyler olduğunu anlamıştır ve konuyu kocasının açmasını bekler..En sonunda adam karısına açılır ve o günkü yaşlı milyonerle aralarında geçen konuşmayı anlatır... Eşi de 1 milyon dolara bu işi yapacak birilerini bulabileceğini söyler ve bunu problem yapmamasını ister...Avukat en sonunda ağzındaki baklayı çıkarır ve: "

- Hayatım biliyorsun bugünlerde benim de işlerim pek yolunda gitmiyor ve 1milyon dolar da çok iyi para hani diyorum eğer sen de kabul edersen bir kereden birsey olmaz... Hem ihtiyarin hayrını alırız hem de iyi bir para kazanmış oluruz ne dersin diye sorar...Genç kadın biraz düşündükten sonra; "

- Haklısın hayatım zaten yolun sonuna gelmiş durumda hem 1 milyon dolar da çok iyi para bence bir mahsuru yok der....Genç avukat gelişmelerden son derece memnun ve sabahı zor eder doğru yaşlı milyonerin yanına... "

- Efendim,.." der. "

- Eğer sizin için de bir sakıncası yoksa 1 milyon dolarlık vasiyetinizi yerine getirmek için talibim.. Zaten milyoner bakirenin arayıp da bulamadığı bir olay. .. "

- Peki o zaman yarın sabah saat 10:00 da malikaneye gelirsin ve bu işi bitiririz der... Akşam avukat son derece neşeli evine gider ve eşine milyoner bakireyi razı ettiğini ertesi gün bu iş için saat on ' da evine gideceğini söyler.. Eşi de; "

- Peki o zaman yarın seni ben bırakırım tahmini yarım saat sürse ben seni 10:30 gibi yine oradan alırım,.." diyerek anlaşırlar...Aynen planlandığı gibi ertesi sabah kadın avukatı malikaneye 10 da bırakır ve gider..10:30 civarında evin önüne gelir ve beklemeye başlar... Evde hiç kıpırtı yoktur.. "

- Neyse,.." der kadın.." on dakika uzayabilir önemli değil diye..." düşünür... Saat 11 ' e doğru artık dayanamaz ve başlar dit dit kornaya basmaya...Evden hala ses yok.. Birkaç dakika sonra tekrar dit dit...Gene git yok.... Artık kadın iyice sinirlenmeye başlar ve hiç aralıksız kornaya başar....."".....Daaaaaattttttt !!!!! daaaatttttt...!!!!!!...." Derken pencereden yarı çıplak vaziyetde genç avukat çıkar ve eşine seslenir; "

- Sevgilim sen bugün git..Benim ne zaman geleceğim belli değil...Kadın fikrini değiştirdi cenazemi belediye kaldırsın diyoooor....".

Lise çağındaki bir çocuk liseye kayıt olmak için okula gider...

Müdür sorar:

"Oğlum adın ne?"

Çocuk:

"Me...memehmet Yayayayakut"

Müdür:

"Oğlum kekeme misin sen?"

Çocuk:

"Hayır hocam, babam kekemeydi... Nüfus memuru da i..ne olunca böle oldu :unknw:))

tarihinde Hakan Yava? tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
O.Yücel Çetin

Necip Fazıl'dan çok kısa bir fıkrada benden gelsin. 'İki kadın sessizce oturuyorlarmış....' :unknw:

Yorum bağlantısı
Mehmet Temel

Çok karizmatik ve yakışıklı bir adam yanında bir devekuşuyla

bara girmiş, herkes şaşkın falan öle adama bakıyolar, adam bara yanaşmış...

- "Barmen bana bi viski, ona da büyük bi bardak su."

Barmen talepleri yerine getirmiş, bi tek, iki tek, saatler ilerlemiş, adam:

- "Hesap lütfen!" demiş.

Barmen hesap pusulasını uzatmış, adam elini cebine atmış,

parayı çıkartmış, tam hesapla aynı. Ertesi gece adamımız

geri gelmiş, yanında tabii devekuşu da var.

- "Barmen bana bi viski, ona da büyük bi bardak su."

Barmen istediklerini vermiş, bi tek iki tek, saat geç olmus, adam hesabı istemiş, barmen hesabı göstermiş.

Adamımız elini cebine atmış, çıkartmış, tam hesap miktarı. Barmen şaşkın

ama nafile. Bikaç gece sonra adamımız devekuşuyla beraber geri

gelmiş. Barmenin içi içini yiyor. Adam:

- "Bana bi viski, ona da su ver."

Barmen emre amade, yerine getirmiş, gece ilerlemiş,

adamımız hesabı istemiş, barmen bol küsüratlı saçmasapan

bir miktarı hesap olarak adama vermiş. Adam elini cebine atmış,

çıkartmış, yine tam hesap. Barmen oynatmak üzere. Dayanamamış:

- "Beyfendi bi süredir barımıza gelip gidiyorsunuz, kusura bakmayın ama bişey sormak istiyorum, yoksa kafayı yiycem.

Her gece cebinizden çıkan para hesapla kuruşu kuruşuna aynı oluyo. Bunu nasıl başarıyorsunuz?"

Adamımız gülümsemiş:

- "Bi gün karşıma bi cin çıktı, üç dileğimi sordu. İlk olarak; karizmatik ve yakışıklı bi tipim olmasını istedim.

İkinci dileğimde, ne almak istersem isteyim, elimi cebime attığımda parası aynen cebimden çıksın istedim."

Barmen:

- "Peki kızmayın ama bu kuş ne iş?"

Adamımız:

- "Onu hiç sorma, son dilegim; beni hiç bırakmıycak uzun bacaklı bi

piliçti. Yanlış anladı şerreffsizz."

Bir gün 75 yaşında bir ihtiyar sperm testi yaptırmak için doktora gider.

Doktor adama bir kavanoz verir ve :

-Bunu doldurup yarın bana getirin, der. Ertesi gün ihtiyar kavanozu

getirip doktora verir. Doktor kavanoza bakar ve boş olduğunu görür ve

sebebini sorar. İhtiyar anlatmaya başlar :

-Doktor bey, dün gece sağ elimle denedim olmadi, sol elimle denedim gene

olmadı. Karımı çağırdım, o da sağ ve sol elleriyle denedi, ağzıyla

denedi önce dişini çıkararak sonra dişini takarak denedi gene olmadı.

Baktık olacak gibi değil komşunun karısını çağırdık o da iki elini ve

ağzını denedi gene olmadı, deyince doktor kendini tutamamış :

-Naaptınız, komşunun karısını da mı çağırdınız, diye sormuş.

İhtiyar da :

-Napalım, açamadık şu lanet kavanozu bir türlü.

Adamın biri motosiklet almış. Satıcı, adama bir kutu vazelin hediye ederek "Yağmurlu havalarda bunu metallere sür, pas yapmaz." demiş. Adam motorunu göstermek üzere kız arkadaşına gitmiş. Neyse akşama doğru kız "Gel, seni bize götürüp ailemle tanıştırayım, hem de akşam yemeği yeriz..." demiş ve bir hatırlatmada bulunmuş:

"Yalnız dikkat et, bizim evde yemek yerken kimse konuşmaz. Konuşan bulaşıkları yıkar..."

Adam dört kişinin bulaşığından ne olacak diye düşünürken eve girdiklerinde bir de ne görsün, dağ taş her yer bulaşık... Ulan, bir konuşursak yandık demiş... Yemek yerken aklına "Ulan ben şimdi bu kızın elini tutsam kimse bir şey diyemez." fikri gelmiş. Kızın elini tutmuş, kimseden çıt yok. Bir de öpeyim demiş; Öpmüş. Gene çıt yok...

Ulan, ben bununla bu işi burada pişireyim demiş, herkesin gözü önünde o iş olmuş, ama gene çıt yok...

Adam iyice pişkinliğe vurup yahu bunun anası da güzelmiş deyip onunla da yatmış... Gene çıt yok... Tam bu sırada dışarıda gök gürleyip yağmur yağmaya başlamış. Bizimki motoru paslanmasın diye aldığı vazelini cebinden çıkardığı anda kızın babası bağırarak ayağa fırlamış...

"Tamam, tamam koy onu yerine, bulaşıkları ben yıkarım."

Yorum bağlantısı
Bünyamin Mehan
Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıkl ara bakıp;

- 'Bunlar taze mi?' diye sormuştu.

Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:

- 'Yok abla, pil takıp oynatıyoruz'

ben bunu beğendim,genelde balıkçılar ukalalık yapmayı adet edinmişler,sözüm meclisten dışarı

yaşlı teyzenin biri araba ile canlı alabalık satan balıkçının önünde durup evladım balıklar taze diye sormuş. Balıkçı; teyze görmüyormusun balıklar canlı deyince, teyze cevabı yapıştırmış -evladım bende canlıyım ama taze değilimki...

Yorum bağlantısı
  • 1 ay sonra...
Yavuz Gencay
(düzenlendi)

Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır.

Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir.

Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir....

Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür,arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır.

Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.

-Kime : Sevgili karıma

Konu : Yeni ulaştım.

Tarih : 16 Mayıs 2004 Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.

Not : Burası çok sıcak

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Temel, yıllar sonra biriktirdiğiyle elden düşme Murat 124 alır. Arabasıyla memleketine giderken araba arızalanır. Yolun kenarına çeker, motor kapağını açar, ne olduğunu anlamaya çalışırken bir Ferrari yanaşır:? Hayrola hemşerim, arabanın nesi var? İstersen senin arabayı benimkine bağlayalım, çekeyim ilk tami...rciye kadar.Temel bu teklife çok sevinir. Ara halatı ile Murat'ı Ferrari' nin arkasına bağlarlar. Ferrari' nin sahibi genç uyarır:? Ben hız yapmayı çok severim. Eğer farkında olmadan aşırı hız yaparsam, sen selektör yap beni uyar!Temel:? Tamam!Yola koyulurlar. Bir süre sonra Ferrari gaza basmaya başlar, 60.80.100... derken, Murat124 arkadan selektör yapar. Ferrari durumu anımsar ve yavaşlar, bir sure sonra Ferrari yeniden gaza basar, 70, 80,100... Selektör yeniden anımsatır. Ferrari yavaşlar. Yolda bu şekilde ilerlerken bir Lamborghini Ferrari' ye yaklaşır:? Kapışalım mı?Ferrari yanıtlar:? Nesine?? 340 km. ötedeki benzinliğe ikinci varan, ilk varanın deposunu doldurur.Ferrari hemen onaylar ve yarışa başlarlar. 120, 140, 180, 220...O arada trafiği denetleyen helikopterdeki görevli polis, genel merkeze bilgi vermektedir:- Komiserim, şehrin kuzeyindeki yolda trafik güvenliği tehdit altında!!! 3 araç yarış yapıyor. Ferrari ile Lamborghini saatte 300 km hızla yan yana gidiyorlar, arkadan da Murat 124 onları geçmek için 10 dakikadır selektör yapıp yol istiyor!!

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ekrem işten çıkmadan önce karısını evden arar;

-Tatlım , patron bir kaç arkadaşıyla beraber komsu vilayetteki

büyük gölde balık avlamaya gidecek, benim de gelmemi istiyor.

Bu hafta sonunu orada geçireceğiz.

Bu benim terfi almam için iyi bir fırsat.

Benim için yeteri kadar giysi ve olta takım çantamı hazırlarmısın?

Direk ofisten çıkacagız ve geçerken evden çantaları alırım. Ha, yeni ipek mavi pijamamı da koymayı unutma.

Karısı biraz işkillenir.

Fakat kocasının istediklerini de yapar.

Hafta başında adam eve gelir, biraz yorgundur

ama iyi gözükmektedir.

Karısı onu karşılar ve çok balık tutup tutmadığını sorar.

Ekrem: Ha, evet epey balık tuttuk. .

Fakat sana söylediğim pijamayı çantaya koymamışsın.

Karısı: Oltanın bulunduğu takım cantasına koymuştum.

tarihinde Yavuz Gencay tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Tamer Ergen

Yeni gelin ile kaynana karşı karşıya oturmuşlar.

Kaynana ;

-Gelin, sen daha yenisi...n, birbirimizin huyunu suyunu oturup konuşarak anlayalım, demiş.

Gelinde ;

- Tabi anne konuşalım, demiş.

...Kaynana başlamış anlatmaya:

- Aman kızım benim üç halim vardır, dikkat et. Saçıma gül takmışsam neşeli olurum. Her yola gelirim. Kulağımın arkasına gül takmışsam, havamda olmam. Çok ısrarcı olma,eğer ki yakama gül takmışsam sakın etrafımda dolaşma, çok sinirli olurum.

Gelin, kaynana lafını bitirince başlamış lafa;

- Anne benim halim malim yoktur. Bacak bacak üstüne atarım,

sigaramı yakarım,sen gülü nerene takarsan tak, ben keyfime bakarım...

Yorum bağlantısı
Tamer Ergen

Zengin bir kadın petshopa gider. içerdeki papağan

-Hoşgeldin o...pu der

Kadın kızar ve sahibine

...

-Bu papağanı terbiye et yarın 5 katı para verip alcam der.

ve kadın gidince Adam papağanı kafeesten çıkarıp kafasını su dolu kovaya sokar

-o kadın gelince ne söyliceksin der

papağan

-hoşgeldin o...pu

Değince adam papağanın kafasını tekrar suya sokarpapağan en sonun da terbiye olur. ertesi .. gün kadın gelir

papağan

- hoşgeldin hanım efendi der

kadın

- aferin

diyerek papagana sorar.

-ben evime bir adamla geldiğimde ne dersin

papağan

-hoş geldin hanım efendi ve beyfendi

kadın

-2 adamla gelirsem

papağan

-hoş geldin hanım efendi ve beyfendiler

kadın bu cevaplardan memnun olur ve tekrar sorar

- 3 adamla gelirsem .

papağan bağırır

- recai kovayı getir anam avradım olsun bu kadın o...puu

Yorum bağlantısı
Okyay Pay

"Serçenin biri, bi bahar Günü dalgın dalgın uçuyomuş. Bir anda farketmiş ki, bir yolun üstünde uçuyor ve karşıdan da motorsikletli bir adam geliyor. Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar ama nafile, serçe çotaaank diye kaska çarpıp düşmüş.

Motorcu hemen atlamış motordan koşmuş serçenin yanına. Serçe baygın yatıyor, kıyamamış, bırakamamış yolda, almış getirmiş eve. Eskiden kalma bir de kafesi var evde. Koymus az biraz Su, biraz da Ekmek, serçeyi de koyup kafesin içine vurmuş kafayı yatmış.

Bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamış. Daha tam seçemiyor ortalığı, hafif bulanıklık var yani. Bir bakmış parmaklık, ekmek, Su falan var bulunduğu yerde. o zaman kafa dank etmiş anlamış durumu.

""Anaaa..." "motorcuyu öldürmüşüz beaaa !"""

Yorum bağlantısı
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...