İçeriğe Yönlendir

Nerede Ne Yenir ?


Mehmet Göktürk

Recommended Posts

Sabri Güngör

İzmirde aç kalınır :)

Doğru yazmışsın kardeşim :good1:

Orada anca gevrek, boyoz, çiğdem... :)

Sende haklısın kardeşim :)

Yorum bağlantısı
Misafir

Su an karamurseldeyim. Ozel kebap diye bir yerde kofte yiyiyorum. Tadi da mukemmel hizmette. Bu arada kac tane reno tiri gecti sayamadim valla her model gecti. Napti bunlar acaba toplu satis mi gerceklestiriyolar yokss rutin sevkiyat mi.

Yorum bağlantısı
Emre Gülşen

Orada anca gevrek, boyoz, çiğdem... :)

Körfeze karşı bir boyoz yedirelim müsait olduğun bir ara :)

Konuyla alakası yok ama İzmirde'de kiralar ve ev fiyatları ne alemde acaba

Ortalama kiralar 600 TL civarı, satılık orta karar bir dairede 100.000-TL'den başlar, mevkiye ve evin durumuna fiyatlar değişir.

Ben diyarbakır da iken tel örgü dışına çıktığım gün sayısı çok azdır. Vallahi geçen devriye de bir tane balıkçı havalar güzelleşsin seni balığa çıkarayım dedi. Adamdan sözü aldım. Foça taraflarına doğru açılacağız. Bize de bir kaç levrek düşer herhalde. Yalnız abi sana şunu söyleyim ben karşıyaka da balık yiyen insanda hiç görmedim :) Baslık satan var da oturup güzel bir balık yiyen görmedim.

Feti, ya sen karşıyaka'da değilsin ya da ben.Balık tüketiminin en yoğun oalrak gerçekleştiği noktalardan bir bence karşıyaka, sahildeki ve mavişehir'deki balık restaurantların sinek avlaması gerekirdi sana göre.Kent A.Ş'nin Mavişehir'deki restaurantının otoparkında boş yer bulamıyoruz bazen. Bu mevzu uzar gider, İzmir dediğin yer 40 ilçe, bilmem kaç tane mahalle..Herkesin İzmir'i kendince.... :)

  • Beğen 2
Yorum bağlantısı
Misafir

Her yerde herşey yenir,yeterki doğru yeri bul,öyle üç kuruşa beş köfteyi de hiçbiryerde vermezler.Kalite,lezzet istiyorsan parayı basacan,damağı çatlatacan :biggrin: :biggrin: :)

Yorum bağlantısı
Emre Gülşen

Nedense İzmir'e karşı bir sempatim olmuştur hep :yes:

Bekleriz, ama yiyecek stoğunu yanında getir.Biz burada sunta kemirip, mermer haşlarız.... :)

  • Beğen 7
Yorum bağlantısı
Ersen Tapan

Yemek işi zevk işidir.. A şehrindekileri beğenmiyorum b şehrindekiler güzel demek yada tam tersi söylenmemesi gereken şeyler. Hepsinden önce hepsi birer nimettir ; bir yiyeceği beğenmemek hoş değildir.. Ağız tadına uymayan yemeğini yemez.. Ama neresi olursa olsun gözünüz arkada kalmadan bir balığı gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz zira tazeliğini anlamak çok kolaydır. E balık diyince İzmir 1 numaradır :)

  • Beğen 1
Yorum bağlantısı
Emre Gülşen

KUMRU

Kumru gerçekte bir kuştur !!

ancak :

İzmir'de sandal formunda, kabarmış, üstü susamlı kızarmış bir tür ekmektir.

Ekmek hamuru gevrek hamuru ile aynıdır; gevreğin satıldığı her yerde kumru da bulunur.

Köşe başı gevrekçilerinde veya arabalarda; ortası sandviç olarak yarılmış, içine tulum peyniri, domates ve biber konmuş süslü şekli ile satılır.

Aynı kumru ekmeğinin başka bir uygulaması ise kumru ekmeğinin ızgarada kızartılmış; kızarmış sucuk, sosis, salam, kaşar peyniri ve üzerine domates konularak yapılanı bugün İstanbul' da dahi taliplisini bulmaktadır. Kumru da İzmir'in simgesel tadlarında önde duracak temel değerlerinden biridir.

Uygulamacılarında Kumrucu Hüseyin, Kumrucu Şevki, Kumrucu Hikmet, Kumrucu Erol isimlerini burada zikretmemiz gerekir.

URLA ve KATMERCİLERİ

Aslında katmer ülkemizin pek çok yerinde şekerli veya şuruplu tatlı olarak uygulanır.

Gaziantep katmeri; ince hamurlu, sade yağlı, fıstıklı ve ince şurupludur.

Bazı yörelerde kavrulmuş, dövülmüş susamlı veya tahinli ve şekerlidir.

Urla katmercilerileri ise elle havalandırarak açtıkları hamuru, zeytinyağı, kıyma veya peynir devamında maydanoz ve yumurta ile çeşnilendirerek zarf şeklinde dürüp kızartırlar.

Bugün İzmir'e mal olmuş bu tadın ortaya çıkışında 50'li yıllarda Giritli Erol Ünal ustanın emeği büyüktür ve yeni nesil de bu geleneği başarılı bir şekilde sürdürmektedir.

ZAHMETSİZ

Tarihi Kemeraltı Çarşısı Kestane Pazarı girişinde sol tarafta “Tabaklar Balık” adıyla zahmetsiz balıkçı ismini kendisi ile özdeşleştirmiş bir balık lokantasıdır.

İsmini özellikle zikretmemizin sebebi, bu tarzda başka hiçbir yerde hiçbir benzerinin olmayışıdır.

Tarihi turşucu ile karşı karşıya olması ve etrafındaki peynirci, zeytinci, kuşçular ve bilimum esnaf ile ciddi bir enerji yaratmaktadır.

Basitleştirilmiş ve lezzetli bir salata, karşıdaki turşucudan ısmarlanmış bir bardak turşu suyu, tavada sardalya, devamında zahmetsiz minik fileto balıklar, sonunda kibrit kutusunun yarısı kadar helva...

Dikkate alınıp, muhakkak denenmeli.

CEVİZ ve BADEM EZMECİSİ

Aslında Burdur' da şekillenmiş bir tat olsa da bugün bu eski geleneği İzmir'de küçük bir dükkanda sürdüren “Elgani” bol veren anlamındaki adı ile de dikkat çekici bir tat ustası...

Günlük imal ettiği belirli miktardaki badem ve ceviz ezmesini sunuşundaki titizliği, yakaladığı tat ve kıvamın gelecek zamanlarda da yeni nesillerle de devam etmesi gerektiğine inandığımdan dikkatinize sunmak istedim.

SÖĞÜŞÇÜLER

Arabacılardan mekancılara uzanan bir tarihi süreç...

Söğüşçüleri hatırladığımızda ilk aklımıza gelen söğüşçü arabalarıdır;

ama nasıl? maydanoz, domates ve birber ile süslü söğüşçü arabalarıdır.

Bugünün şartlarında ise söğüş artık mekansal bir boyuta taşınmıştır.

Sunumda küçük farklar olsa da dilden, yanaktan; acılı, acısız; çift pide, tek pide kavramları aynıyla devam etmektedir.

Geçmişten gelen tarihsel bir potansiyeli olan söğüşün, formunu koruyup kendine mekansal anlamda bir yer bulması ve devamlılığını sürdürmesi gelişim ve yenilikçilik adına da örnek bir durumdur.

Günümüzde bu lezzeti tadabileceğiniz yerlerin başında kemrealtındaki Hisarönü Söğüşçüsü ve Cimbomlu, Kıbrıs Şehitleri Caddesinde Söğüşçü Murat ve Söğüşçü Hüseyin Usta gelmekte.

TARİHİ FIRINLAR

Yemek kültürünün sulu ve bol kaşıklı olduğu bir toplumun, güzel ekmekler yeme isteği herhalde makul bir durumdur.

İnsanımız genel itibariyle ekmeği; mayasından hamuruna, kızarıklığına kadar takip eder.

Modernleşme sürecinde bazı değerler elimizden gitse de günümüz itibariyle kıymetlerinin anlaşıldığı ve bu değerlerin birer birer geri geldiği açık açık görülmektedir.

Yani, modernize fırınlarda yapılmış ekmek, zamanında kara fırın ekmeklerinin cazibesini yok etmişti; fakat bir süre sonra ki bugün bizler kara fırın, taş fırın ya da odun fırını tercihimizi kullanmak için yolumuzu uzatıp, yönümüzü bile değiştirebilecek hassasiyetteyiz.

Bu değerlerimizin geçmişten süzülüp günümüze gelmesini sağlayacak sosyal bilincimizi de hep diri tutmamız gerekmekte.

Bu anlamda Anafartalar Caddesi' nin başından sonuna kadar olan tarihi fırınlarda pişen ekmekleri takip etmenizi ısrarla tavsiye ederim.

SÜTLÜ BALIK

İzmir, sadece balıkçılarıyla bile tarihi yazabilecek nitelikte bir birikime sahiptir.

İZMİR' de

Balık nasıl pişirilir?

İzmir'de balık, tüm maharetiyle şekilden şekile pişirilir.

Aslını kaybetmez

Ruhunu kaybetmez

Şeklini kaybetmez

Nasıl yenir?

saygıyla

sevgiyle

sohbetle ,

neşeyle yenir.

Ne şekilde yenir?

Sütlü yenir,

tuzda yenir,

ızgara yenir,

buğulama yenir,

pilaki yenir.

Nerede yenir?

Deniz'de, Derya'da, Mercan'da, Hasan'da, Körfez'de, Hisar'da, Cevat'ta, Gümüş'te, Adabeyi'nde, Su'da, Sipari'de, Sahil'de Yengeç'te, Mytos'ta, Güzelbahçe' de velhasıl......

İZMİR' DE YENİR....

KIYI EGE VE GİRİT MUTFAĞI

Coğrafi yapısı benzer olan kıyı egenin denizdeki balığından toprağındaki ot ve ağacına kadar dokuları hep birbirine benzer.

Dolayısıyla kullanılan ana malzemeleri aynı olan ancak bu malzemeleri farklı yorumlayan farklı kültürlerin birbirleriyle olan etkileşimi çok iyi irdelenmelidir.

Dahada önemlisi zeytinyağının en belirleyici ortak ana malzeme olmasıdır.

Bu durumda Girit Mutfağı diye bahsedilen mutfağın sadece Girit’le ilgili değil Ege kıyı kültürünün bir sonucu olduğunu görebilmemiz gerekir.

Kenkergiller yani enginar şefket-i bostan (akkız)… Eşek helvası gibi iğne yapraklı otlar, arapsaçı gibi aromalı otlar, turp otu, çibes, radika, bambul, gibi haşlamalık otlar; iğnelik, gelincik, sarmaşık, tilkimen(yabani kuş konmaz), dağ sarımsağı, yabani soğan gibi kavurmalık otlar ayrıca deniz kıyısı ve çorak kısımlarda yetişen deniz börülcesi, kaya koruğu, deniz fasulyesi ve birbirine benzer yüzlerce ot aynı bölgenin farklı isimlerde ifade edilen temel yeşillikleridir.

Bugün bu zenginlikteki coğrafyanın sadece yaprak sarma, taze fasulye, börülce, bamya, ıspanak, pırasa, semiz otu, pazı gibi çok bilinen sebzeler etrafında dolaşıyor olması da, Ege mutfağı tarifini

zemininden kaydırmaktadır.

Günümüzde sağlıklı beslenmenin ve sağliklı yaşam tarzının, tutunacağı tek mutfak zeytinyağlı bir ege mutfağıdır.

Tabii ki Alsancak’ta Radika ve Girit Mutfağı gibi evsel birikimlerini şık ve sevecen bir tarzda paylaşıma açan girişimcileri çok önemsiyor ve kutluyoruz, daha önemlisi İzmir’in bu geleneklerinin ve kültürünün kaybolmaması adına sizleri hem sağlıklı yaşama hem de birikimlerimizi korumaya davet ediyoruz.

KEMERALTI TURŞUCUSU

Kestane Pazarı’nın girişinde her meyveden ve sebzeden rengarenk bir renk cümbüşü içerisinde ağzınızdan sular akarak meşhur turşucu karşılar sizi. Kütür kütür salatalık ve bir bardağa doldurulmuş acılı ya da acısız turşu suyu sizi rahatlıkla yoldan çevirebilir. Ve hatta içtiğiniz turşuyla yetinmeyip cazibesine kapıldığınız bir turşuyu paketletip evinize götürmeniz de muhtemeldir. Uzun yıllardır mevcut yerinde geleneğini sürdüren bu turşucu kestane pazarının önemli değerinden biridir.

DİBEK KAHVESİ

Bugün İzmir'in üç-dört yerinde bulabileceğimiz dibek kahvecileri genel kültürümüzün ve İzmir kültürünün önemli unsurlarından biridir.

İçecek kültürümüzün bize ait en önemlilerinden bir tanesi Türk kahvesidir. Bu yüzden bu konunun çok daha önemsenmesi gerekir.

Dibek kahvesi, seçilmiş yeşil çekirdek kahvelerinin özel bir fırında kavrulmasından sonra taştan oyuğun (dibek) içerisinde bir demir yardımıyla (havan eli ile) dövülerek toz haline getirilmesidir. Kimi kahve tiryakileri hafif iri taneli dövülmüş kahveyi özellikle seçerler. Henüz yeni dövülmüş bir dibek kahvesi; kıvamı kokusu ve telvesiyle keyfin doruk noktasıdır.

Bugün bu geleneği sürdüren, Hisarönü ve onun yakınındaki Gönen Kahvecisi ve Hatuniye Camii yakınındaki Dibek Kahvecisi kalmıştır. İçtiğiniz bir Türk kahvesinin hangi süreçlerden geçerek fincanınıza süzüldüğünü bilmeniz mutlaka keyfinizi dahada artıracaktır.

PASAPORT, NARGİLE VE ÇAY

Pasaport İzmir'in çok önemli simgelerinden biridir ve onunla bütünleşen bir nargile keyfi ile bu siluette en güzel şeklini alır.

Bugün tütün ve sigara konusu ne kadar sağlıkla ilgili bir kavram olarak değerlendirilse de biz konuyu sadece biçim ve üslubuyla değerlendireceğiz.

Yani; yozlaşmış bir nargile kültüründen ise (aromalı nargile) tömbeki tütünüyle gerçek bir nargilenin, tiryakisinin elinde zarif ve dengeli duran şişenin içerisindeki ağır hareket eden dumanından büyülenen bir izleyici olmayı tercih ederim. Ayrıca nargile kahvelerinde, çayın çok önemli bir yeri olduğu ve en iyi çayın, nargile kahvelerinde demlendiği, bilinmesi gereken önemli bir detaydır.

BERGAMA KÖFTECİSİ

70'li yıllarda Şirinyer Tren İstasyonu hemzemin geçitten hatırladığım işkembe çorbası ve köftesinin tadının hala aynı ancak yerinin farklı olduğu Bergama Köftecisi bugün Şirinyer Nato kapısı karşısında. Yeşil biberleri hala aynı parlaklıkta, yoğurdu kaymaklı, kemalpaşası tahinli ve kaymaklı. Köfteci amca ızgaranın başından ayrılmış ortada dolanıyor ama hala aynı sakinlikte ve kendinden emin.

BOYOZ

Boyoz, her İzmirlinin nerede daha güzelini yiyebilirim ya da şu boyozcu diyebilecek kadar yorum yapma hakkına sahip olduğu çok eski ve o kadar da İzmir’e ait bir tat. Tarihsel süreci içerisinde 1500’lerde İzmir’e göç eden Yahudilerle birlikte gelen bir hamur işi olarak bilinmektedir. Hatta İzmir’in boyoz ustalığında Avram ustanın adı bir efsane gibi bilinir...

Bu günlere gelindiğinde, fırında pişen yumurtasıyla Alsancak Dostlar Fırını ve tabii ki İzmirlilerin her sabah işaretledikleri arabalı satıcılar ve köşe başları bu geleneği yaşatmakta.... Misina ile kesilen katı yumurtası, tuzu ve üzerine mutlaka karabiberiyle boyoz ve çay...Mükemmel bir duygu.

SUBYA;(subiye)

Tarihsel süreci içerisinde İzmir’le özdeşleşmiş, İzmir’den başka yerde pek bilinmeyen, kavun çekirdeğinin ezilmesiyle ve hafif şekerle tatlandırılan hafif nişastalı süt kıvamında soğuk içilen ve mutlaka taze tüketilmesi gereken mükemmel bir içecek. Subya'da İzmir Yahudilerinin Sefarad mutfağından gelen bir gelenek içeceği. Artık köşe başlarında satıldığını pek göremiyoruz ancak izlendiğinde Hatuniye Camii’ne ya da Dönertaş’a giden yolun başlangıcında küçük bir dükkanda satılmakta, tadını bilmeyenlere muhakkak bulup denemelerini öneririm...

HİSARÖNÜ ŞAMBALİCİSİ :

Hisarönü’nde küçücük bir dükkanda, tepsilerin duruşu, şambalilerin görüntüsü her rağbet gören şeyde bir sihir vardır der gibi duruyor... Şambali yerel bir tatlı olmamasına rağmen bu tatlıyı dikkate almamız hem şambalinin kalitesi hem de dededen toruna aynı kıvam ve tadıyla bugüne kadar aynı geleneğin bozulmadan taşınmasından geliyor. Bugünde aynı titizlikle servis edilen şambaliyi, tatlı keyfinizin bir köşesinde tutmak lazım...

İZMİR LOKANTALARI :

Günümüz yemek kültüründen (hızlı yemek) olumsuz olarak en fazla etkilenen yemek tarzı sulu yemek olmuştur; zira bu durum hızlı yaşam tarzının bir sonucudur. Ancak her yozlaşma ve yabancılaşmanın sürecinde muhakkak bir aslına dönüş olacaktır. Bugün insanımız keyifli bir yemeğin onların mutlu olmalarını sağlayacak bir eylem olduğunu fark etmektedir ve günlük yaşantılarından küçücük bir zaman dilimini iyi bir öğle yemeği yemeğe ayırabilmektedirler. Ne mutlu ki İzmir’de bugün bu keyfi yaşatan bir çok geleneksel lokantalarımız vardır. Bunların hatırı sayılır olanları muhakkak ki bir Adil Müftüoğlu (Bit Pazarı), Kısmet Lokantası (Kemeraltı), Zaim Usta (Birinci Sanayi), Özüm Lokantası (Çamdibi), sayılabilir ki gerçekten bölgesel ve geleneksel lezzetlerimizi başarıyla devam ettirmektedirler.

İZMİR ÇORBACILARI:

Üzülerek ifade etmem gerekir ki en çok unutulma ve terkedilmeye maruz kalanların başında çorbacılarımız geliyor. Sebebi hikmeti çok basit. Günümüz insanının (yağ, kolesterol, protein) sağlıklı beslenme kaygısının öne çıkmasıyla uzaklaştığımız bir gelenek. İzmir’e ait olması açısından önem taşıyan ve Türkiye’nin hiçbir yerinde uygulanmayan çorba tarzlarıyla, Çorbacı Hamza ve İsmet Usta’yı anmamak mümkün değildir. İşkembe, şirdan, tuzlama, ayak, ayak paça, kelle paça, kestirme, koyu kestirme gibi lezzetlerin yok olup gitmesine gönül razı olmuyor. Ben bu keyfi kaybetmemek için ayda birkaç kez gidiyorum. İsmet Usta (Alsancak), Yenice Lokantası (Basmane, İsmet Usta’nın oğlu), Yeşilova Çorba (Hatuniye Camii yolu), Ercan Usta (Ayakabıcılar sitesi) bu geleneği sürdürebilmektedirler.

HİSARÖNÜ MENNAN

Fevzipaşa Bulvarı’ndan Hisarönü’ne girdiğinizde az ileride sol başta; mevsiminde mis gibi karadut suyu ile MENNAN karşılar sizi. Bu karşılama sadece karadut suyuyla kalmayıp karadutlu dondurma veya sahlepli has dondurma veya şekersiz özel kazandibi üzeri gelin tülü gibi toz şekerli ya da daha ne diyelim ki... İzmir’in gerçekten İzmir kokan özellerinden birisi Mennan ve hala aynı ve çok eskilerden gelen tadıyla... çok severim...

GEVREK :

Ne simidi ? Can simidi mi? Hayır hayır gevrek işte.....

İzmirliler böyle biliyor simidi… tulum peynirinin hasıyla tutkunu olmuşlar, yaşamlarının hep içinde ve hep sıcacık ve mutlaka çıtır çıtır...

AKSÜT VE SEFER USTA :

Rıza Aksüt 1950’li yıllarda yola çıkmış; sütün kaymağın peşinde kendisi koşturmuş, sütlü böreği de kendi çabalarıyla yaratmış... Börek formunda ince açılmış hamurun içine kaymak koyarak fırınlanmış; çıtır çıtır, şurubu ile ışıl ışıl gerçekten görsel anlamda çok şık bir tatlı. İsterseniz üstü kaymaklı... Bayılırım... Başdurak Camii altında başladığı yerde, yeni nesil bayrağı başarıyla taşımaya devam etmekte...

Sefer Usta Kemeraltı Salepçioğlu karşışında, uzun yılların küçücük ama o kadarda enerjisi büyük dükkanı, giren ve çıkanın zorlandığı mekan. Üst üste kaymak tepsileri, kazandibi, ekmek kadayıfı, peynirtatlısı, uğradığımda kendimi hiçbir zaman tutamadığım yer. Ekmek kadayıfı, kazandibi üzeri kaymaklı, nasıl bir üçlü ama? Bugün her yerde şubeleri var, tebrikler ancak, beni geçmişin ruhu daha çok ilgilendiriyor...

KEMERALTI PEYNİRCİLERİ ve HAVRA SOKAĞI

Kemeraltı, İzmir'in simgelerinin tamamının yükünü taşıyabilecek en önemli yeridir.

Peynirciler bu alan içerisinde önemli bir yer tutarlar. Ve özellikledir ki İZMİR TULUMU İzmir'in simgesel lezzetlerinin en başında yer alır.

Bölgenin ve İzmir'in temsilinde çok önemli bir yer tutar. Tulum peyniri dendiğinde aslında ilk akla gelen deri tulumudur.

Peynirin iyisi kıllı tulumda diye pazarda bağırdığım günleri hala hatırlarım çünkü bende bir peynirciyim ve bu gelenekten geliyorum.

Deri tuluma peyniri kalıplar halinde yerleştirmek ciddi bir ustalık ister.

Ancak deri tulum hem sağlık koşulları hemde ustalık zorluğundan bugün tenekenin içerisine girmiştir ve çok başarılı bir dönüşüm geçirmiştir.

Kemeraltı peynircileri bir gerdanlık gibi işledikleri tezgahlarıyla İzmir'in incisi gibi dururlar.

Ve tabii ki zeytincileri ve helvacılarını da unutmayalım.

DÖNERCİLER

Döner her yerde DÖNER,

Bursa’da İskender döner,

Erzurum’da Yatık döner,

Ama her yerde ağır ağır DÖNER;

Kemeraltı’nın o büyülü zamanlarında, dönercilerin önünden geçerken burnumuza gelen o dayanılmaz kokuları hatırlayın ve o geçit resmini.

Bu geçit resminde yürüyen, bağıran, çağıran, talep edenler ve takdim edenler, velhasıl her şey bu törenin içindedir.

İşte o birikimindendir ki,

Döner İZMİR’de başka Döner.

Şükran, Atıf, Gül, Petek Döner hatırda kalanlar. Bugün kalanlar ise kemeraltında Gül, Petek ve de Kıbrıs Şehitleri’nde tabii ki Altınkapı..

LOKMACI VE HELVACI (ÖZTAT)

Hacı İbrahim Efendi (1925) ile başlayan, günümüze dededen-babaya ve oğula kadar gelen ustalık geleneği hala çok başarılı bir şekilde devam ediyor.

Lokmacılık ve irmik helvası hayır sebebiyle oluşan bir tatlıcılık. Ancak lokma ve helva ne kadar başarılıysa sevabı da o kadar fazla gibi.

Zira lokmalar birkaç gün bile beklese gevrekliğini koruyor ve hamurlaşmıyor. İrmik helvası da uzun süre kıvamını muhafaza ediyor.

Eh böyle bir tatlı hayırda duayı, dükkanda takdiri fazlasıyla hak ediyor.

Basmane Karakolu yanındaki köşede hala aynı yerdeler.

İZMİR MEYHANELERİ

İzmir geçmişte tek tekçileri ve meyhaneleriyle çok ünlüdür. Ancak günümüz restoran kültürü meyhanecilik geleneğini ciddi derecede etkilemiştir. Geçmiştekileri ve bu güne gelenlerin bir kaçını hatırlayacak olursak, Kemeraltı meyhaneleri ve tek tekçileri: Veysel Çıkmazı, Bodrum Meyhanesi, Yalova… Anafartalar’daki tek tekçiler: Eşrefpaşa’da Akif Baba… Alsancak’taki tek tekçiler ve meyhaneler: Clup Orhan… Kahramanlar Dar Geçit… Şirinyer Orhan Usta… Zeytinlik Nihat Baba ve hatırlamak için zorlarsak onlarca isim sayabiliriz. Bugün itibari ile ancak Şirinyer’de Orhan Usta, Zeytinlik’te Nihat Baba, bu geleneği sürdürmektedir.

DİL ŞİŞ

Dil balığı fileto haline getirildikten sonra ince şeritler halinde rulo şeklinde sarılır. Bu rulo dil balıklarının; domates, biber, defne yaprağıyla bir şişe dizilmesi ve pişirilmesi ayrıca ustalıklar ister. Bu konuda ustalıklarıyla, Ömür Balıkçısı, Recep Usta, Hisarönü Balık Pişiricisi, Veli Usta, Kordonboyu Balık Pişiricisi Mehmet Ustaların böyle bir oluşumun varolmasında ve İzmir’e mal olmasında katkıları hiçbir zaman unutulamaz. Bu güne gelindiğinde dil şiş hem geleneksel hem simgesel yapısıyla temsili duruşunu çok üst standarda taşımış, modernize etmiş ve günümüze çok iyi uyarlanmıştır.

  • Beğen 4
Yorum bağlantısı
Tahir İlter

Isparta'da hiç bir şey yenmez açık açık söleyeyim.Düğüne denk gelirseniz kabune yenir ama onun tadı düğünde çıkar başka düzgün yapan yok.Bir de kuzu kaburgasından tandır kebabı var ama başka yerlerin kebabına göre tost tadı verir.

Haa Eğirdir 'de iş değişir.Eğirdir sazan dolmasını tavsiye ederim.Türkiye'nin en lezzetli sazanı Eğirdir den çıkar desem abartmamış olurum.Bunun yanı sıra artık pek kalmasa da Eğirdir levreği oldukça güzeldir.

  • Beğen 1
Yorum bağlantısı
Hasan Aksüt

Çok çok fazla fark var Hasan. Bundan 3 yıl öncesine kadar giderdim. Daha da gitmiyorum, et kalitesi düşük, baharat destekli tad yakalama peşindeler

3 yıl mı? Ben o kadar eski değilim. :)

Yorum bağlantısı
Necat Ertan

Vallahi İzmir'de misafirimiz olupta aç kalan dostumuz oldu mu bilmiyorum?

  • Beğen 4
Yorum bağlantısı
Emre Köksal

Kendi imalatımı dondurmalar,yoksa hazırmı geliyor.

herşeyiyle kendi imalatı...meyveler illerden geliyor...yanlış hatırlamıyosam karadut tireden geliyor... kestaneli dondurma için kestane şekeri bursa karagöz baklavadan...limon kavun marketten :) çikolatalar elit in maskotları...

maziyi andım bak şimdi :)

tüm meyvelileri ben yapardım :)

Yorum bağlantısı
Guest Feti Ercan

Körfeze karşı bir boyoz yedirelim müsait olduğun bir ara :)

Ortalama kiralar 600 TL civarı, satılık orta karar bir dairede 100.000-TL'den başlar, mevkiye ve evin durumuna fiyatlar değişir.

Feti, ya sen karşıyaka'da değilsin ya da ben.Balık tüketiminin en yoğun oalrak gerçekleştiği noktalardan bir bence karşıyaka, sahildeki ve mavişehir'deki balık restaurantların sinek avlaması gerekirdi sana göre.Kent A.Ş'nin Mavişehir'deki restaurantının otoparkında boş yer bulamıyoruz bazen. Bu mevzu uzar gider, İzmir dediğin yer 40 ilçe, bilmem kaç tane mahalle..Herkesin İzmir'i kendince.... :)

Abicim tamam işte söyleyin bilelim dedik bizde. Mavi şehir de balık yemek için maaşı masaya koymak lazım. Hatta sırf tartışma olmasın diye balıkesirli abimin yazdığı iletide olaya hemen karışarak abi varsa bildiğin yer söyle konuyu o yüzden açtım zaten dedim. Açıkladım. İzmir kimsenin tek elinde değildir. İzmir hakkında sizin tasarruf hakkınız olduğu kadar benim de var herkesin var. Hakkari de ki Mehmet ağanın da, Marmaris de ki çocuğunda var. Kimsenin tapulu malı değil. Git internetten araştır denilmiş, bu forum da internet tabanlı bir site değil mi? Ha son olarak herkes düşüncesini söylemek de özgür tabi mesela bölücülerle canı pahasına savaşan şahsıma bölücü denilecek hatta '' yine bölücü '' diyecek kadar özgürsünüz. Alıntı yapılan hiç bir yazıda benim kötü bir laf edilen yazıma rastlayamazsınız. Ha İzmiri eleştirecek olsam yemek konusu belki en sonlarda gelir. Forumda şehir eleştirmek yasak diye bir kural var ise bu kurala uyarım ama yoktur sanmıyorum.

Yorum bağlantısı
Borga Tansel

.bi tavsiye daha geldi aklıma...pendikte uzunlar kebap var...bal damlıyor kebaplarından....

mümkünse pendiğin içindeki dükkanlardan birinde, manzara isterseniz de sahildeki dükkanda yemenizi tavsiye ederim...

Pendik'te trene binmeden önce mutlaka uğradığım bir mekandır. Gerçekten 10 numara ;)

Yorum bağlantısı
Borga Tansel
(düzenlendi)

Arkadaşlar neden bu kadar alındı anlayamadım.

Bilen bilir damak tadına yemeğe içmeye önem veren birisiyim. Bir kebap için bir tatlı için kilometrelerce yol gitmişimdir. Sadece kahvaltı için Sakarya'ya gidip gelmişliğim, kebap için 2000 km araba kullanmışlığım var. Ama maalesef Eskişehir'de çok çok beğeneceğim lokanta sayısı bir tane ya var ya yok. Eskişehir de damak tadı yakalama açısından kötü bir şehirdir. Bunu birisi söylese zerre alınmam. Benim tapulu malım değil burası. Çok fazla da anlam yüklemeyelim...

Hadi oradan sende :p Hangi lokantaya gitsem seni konuşuyorlar Abi, boy boy fotoların var mekanlarda :D

Duayen MAE bizde yemek yedi :D

tarihinde Borga Tansel tarafından düzenlendi
Yorum bağlantısı
Cem Işık

Pendiklimisin Cem bey. :)

Annem ve A.annemler 50 senedir orda yaşarlar, dolayısıyla bütün çocukluğum pendik bölgesinde geçti..Yarı Pendikli sayılırım..

Yorum bağlantısı
  • 4 hafta sonra...
Ali Karadağ

Yer: İZMİR, Foça, Küçük Liman

Mekan: Celep Balık Restaurant

Ne yenir: Denize 2 metre mesafede, mevsimine göre her türlü deniz mahsulü bulunur. Yemek gelmeden önce beklerken kalamar tava tavsiye edilir ;)

Fiyatları normal, hizmet çok iyi, mezeler muazzam, gün batımından sonra sezonda tıklım tıklım dolar.

Gidilince: önce şef garsonla balık ve alkol alınacaksa alkolün fiyat pazarlığı yapılır, sonrasında masa seçilip oturulur ve masa donatılır. Ekmekler bile kızartılıp gelir :)

Kahverengi tentenin solundaki mavi tenteli yer ;)

foca.jpg

Kışın ayrı güzel bir manzarası var...

foca1.jpg

Yorum bağlantısı
Guest Feti Ercan

Yer: İZMİR, Foça, Küçük Liman

Mekan: Celep Balık Restaurant

Ne yenir: Denize 2 metre mesafede, mevsimine göre her türlü deniz mahsulü bulunur. Yemek gelmeden önce beklerken kalamar tava tavsiye edilir ;)

Fiyatları normal, hizmet çok iyi, mezeler muazzam, gün batımından sonra sezonda tıklım tıklım dolar.

Gidilince: önce şef garsonla balık ve alkol alınacaksa alkolün fiyat pazarlığı yapılır, sonrasında masa seçilip oturulur ve masa donatılır. Ekmekler bile kızartılıp gelir :)

Kahverengi tentenin solundaki mavi tenteli yer ;)

hafta sonu gidilmemesi tavsiye edilir :)

  • Beğen 1
Yorum bağlantısı
Evren Erakçora

Akhisar'da Can Köfte. Balıkesir yönünde çıkışta sağda, refüjle ayrılan yoldan gidiliyor. :good1:

Yorum bağlantısı
Ali Eren

Kavurma, Malatya-Elazığ arası Kömürhan Köprüsü civarındaki kavurmacılarda. Muş'a gidip gelirken hep kullandığım yoldu. Şiddetle tavsiye ederim.

  • Beğen 1
Yorum bağlantısı
Ali Karadağ

Kavurma, Malatya-Elazığ arası Kömürhan Köprüsü civarındaki kavurmacılarda. Muş'a gidip gelirken hep kullandığım yoldu. Şiddetle tavsiye ederim.

Entepte ne yenir :)

Yorum bağlantısı
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...