Kürşat Gönüllü 1 Ağustos 2013 Paylaş 1 Ağustos 2013 slm Bu gün genç bir şaför arkadaşımdan şu bizim antalya'daki Döner otelle ilgili bir hikaye daha dinledim.Paylaşmak istiyorum.. Adı geçen otelde, bu dönen kısım, iki büyük binanın orasındaki yuvarlak modern yapılı küçük bir binaymış. Diğer iki büyük binanın odaları ise enteresan yapıdaymış. Şöyleki odalar sıvasız, sandalyeler hani eskiden köy kahvelerindeki tahta sandaleler vardır ya ondanmış, banyonun kapısını sağa çekip kapattın mı odanın kapısı açık kalıyor tersini yaptın mı banyo-wc açık kalıyormuş, yataklar eskisi gibi yaylı somya yataklardanmış vs. Ama gene de modernlik unutulmamış diğer eşyalarda..Benim genç kaptanın da bir gün bu otele yolu düşmüş. Odasına girdiğinde değişik bir hava yaratıldığını anlamış.Az sonra da otobüsünü yıkamaya dışarı çıktığında yanına ankaralı bir şoför arkadaş yanaşmış ve şikayet ederek ; <<-Yahu ne biçim bir yer, inşaatı bitmemiş odaya vermişler bizi,insafsızlar.Tahta sandalyeler, somya yatak, sıvasız duvarlar,insaf ya şoförüz diye bize reva gördüklerine bak..!>> Bizim genç kaptan yüzüne bakarken, ankaralım devam etmiş: <<- Valla gidip söylücem recepsiyona bu kadar olmaz ya!>> - Git söyle, demiş bizim kaptan da, bakalım ne diyecekler, diye ! Ankaralı hemşerim de O'ndan kuvvet alarak doğruca seyirtmiş resepsiyona. Demiş böyle böyle..Resepsiyoncu kızımızın Cevabı;<<- Efendim hepsinde Konsept böyle.>> Çaresiz dönmüş gelmiş bizim şoförün yanına ve Ne dediler sorosuna şu cevabı vermiş. <<- Yahu ne bileyim Kanpets mi ney böyleymiş. Değiştirmedi.>> ... Hepinize sıcaklardan selamlar.İyi çalışmalar.. 3 Yorum bağlantısı
Hikmet Demirtaş 20 Eylül 2013 Paylaş 20 Eylül 2013 yönetim felsefesi Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi.Japonların takımında 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümencilik yapıyordu....Türk Takımında ise 2 kişi kürek çekiyor, 3 kişi şeflik 3 kişi müdürlük yapıyor 1 kişi de dümeni kullanıyordu.Her iki takımda, performanslarının en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçti.Büyük gün geldi ve iki takım da, kendini hazır hissediyordu. Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar...Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştı. Türk Şirket yönetimi yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi.Yapılan araştırmalar, analizler ve uzun çalışmalar sonucu düzenlenen raporlara göre hata bulundu ve çözüm önerisi getirildi.Çözüm olarak yönetimdeki düzeni güçlendirmek için 1 genel müdür atandı, ve sandal daki ağırlığı dengelemek için kürekçi sayısı da 1 e indirildi.Japonlara yeni bir yarış teklif etme kararı alındı.9 kişilik Türk takımı Japonlarla bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandı.Japonların takımında yine 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümencilik yapıyordu.Türk Takımında ise yeni yapılanma şekli şöyleydi,1 Genel müdür3 Bölgesel müdür3 Dümen şefi1 Dümenci1 Kürekçiİkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar.Tepesi atan Türk şirketi yönetim kurulu hemen harekete geçti.Yarışın kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekçi kovuldu,müdürlere ve diğer personele sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verildi. 12 Yorum bağlantısı
Aydın Akdeniz 16 Ekim 2013 Paylaş 16 Ekim 2013 Temel, Amerikan'n durduk yerde Irak'a saldırmasından rahatsız olmuştur.Bir yolunu bulup baskan Bush'a telefon eder:"Alooo! Ben, Temel olarak size savaş açıyorum haberiniz olsun!"Bush, gülerek yanıtlar:"Hehehe...kaç kişilik bir ordun var ki?"Temel düşünür:"Hmmm...kayınbirader İdris, hala oğlu Dursun, kahvedeki arkadaşlar..." ve yanıt verir: "Toplam 9 kişiyiz!"Bush içinden kıs kıs güler ve ciddi olmaya çalışarak:"Temel bey, sizin 9 kişilik ordunuza karşılık Amerikan ordusu tam 2 milyon askerden oluşmaktadır!" der."Hmmm..." der Temel:"Sizi bir süre sonra arayacağım."Aradan birkaç gün gecer ve Temel, Bush'u yeniden arar:"Başkan, savaş ilanımız geçerlidir. Bir miktar ekipman hazirladık size karşı!"Bush, ilgiyle sorar:"Neymiş bunlar?" "Haçan, bizim Dursun'un traktörü, benim çakaralmaz tüfek bi de kahvedeki arkadaşlardan birinin biçerdöveri..."Bush güler:"Iyi ama benim tam 150 bin tankım, 30 bin uçagım ve 10 bin askeri gemim var! Haaa, ayrıca bu arada askerlerimizin sayısı da 3 milyon oldu!"Temel yeni gelisme karşısında biraz sıkılmıştır:"Tamam, bir müddet sonra sizi yeniden arayacağım."Birkaç hafta sonra Temel, Bush'u yeniden arar:"Baskan, savaş ilanımızı geri alıyorum."Bush merakla sorar:"Neden?"Temel, moralsiz biçimde yanıtlar:-" 3 milyon savaş esirini barındıracak yerimiz yoktur!" 6 Yorum bağlantısı
Hikmet Demirtaş 1 Kasım 2013 Paylaş 1 Kasım 2013 Umarım daha önce paylaşılmamıştır! 11 Yorum bağlantısı
Ali Eren 26 Ocak 2014 Paylaş 26 Ocak 2014 Forumda paylaşıldı mı bilmiyorum ama benim çok sevdiğim bir fıkradır bu. 2 Yorum bağlantısı
Fikret Özsoy 30 Ocak 2014 Paylaş 30 Ocak 2014 Bir tane de benden. Umarım daha önce yazılmamıştır. Boğaza köprü yapılacak çeşitli ülkelerden firmalar çağrılır. Japonlara sorarlar nasıl yapacaksınız diye. Japonlar; iki kıyıdan çalışmaya başlayacağız, yaklaşık 2-3 cm hatayla ortada buluşuruz. Çok güzel bir boğaz köprünüz olur. Almanlara sorarlar; Biz de iki kıyıdan çalışmaya başlayacağız, yaklaşık 10-15 cm hatayla ortada buluşuruz ama telafi edilebilir. Çok güzel bir boğaz köprünüz olur. Türklere sorarlar; biz de iki kıyıdan çalışmaya başlarız, ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık çok güzel iki boğaz köprünüz olur. 7 Yorum bağlantısı
Mehmet Pınar 2 Şubat 2014 Paylaş 2 Şubat 2014 Sayın Banka Yetkilisi,Ben 86 yaşında bankanızda hesabı olan bir müşterinizim.Geçen gün, tesisatçıma 100 dolar'lık bir çek yazdım.Bu çeki kendisi her nasılsa 3 nanosaniyede bankanıza iletmiş olmalı ki, bankanızda değerlendirdiğim fonlardan bu miktar kadarını bozduramadan hesabımdan karşılığı alınmış.Tabii ki hesabımda o an için para olmadığından 30 dolar da faiz ve ceza alınmış. Oysa fonlarımda 1.000.000 dolar vardı.Bu durumu şikayet etmek istediğimde, bankanız telefonunda kişiliksiz, terbiyesiz, banda kaydedilmiş ve yüzsüz bir hanım sesiyle yarım saate yakın boğuştum.Arada müzikler dinledim ve 28 kere değişik tuşlara basmak zorunda kaldım. Ama kimseye ulaşamadım.Bildiğiniz gibi her ay binlerce dolarlık faturalarım, mortgage kesintilerim,kredi kartı ödemelerim var.Bunların hepsinin hesabımdan yapılan otomatik ödemelerini şu andan itibaren İPTAL ediyorum.Bundan böyle, sizden etten kemikten yapılmış dediğimi anlayan ve ingilizce bilen bir müşteri temsilcisi istiyorum.Anlayışla karşılarsınız ki, karşınızdakine en iyi iltifat, onu taklit etmektir.Ben de sizin gibi yapacağım.Müşteri temsilciniz her ödeme için beni arayacak, ve 28 haneden az olmayan benim vereceğim bir şifreyi tuşlayacak.Sonra da, eğer 1 tuşlarsa benden randevu alacak, 2 tuşlarsa bir ödeme ile ilgili mesaj bırakabilecek, 3 tuşlarsa oturma odama bağlanacak, oradaysam cevap vereceğim, 4 tuşlarsa ve uyumuyorsam yatak odama bağlanacak ve benimlegörüşebilecek, 5 tuşlarsa iş yerime 6 tuşlarsa cep telefonuma ulaşacak, 7 tuşlarsa bilgisayarıma bir mesaj bırakabilecek. 8'e tuşlarsa bunları yenidendinleyebilir.Arada beklemeler olursa, size söz, elimdeki eski plaklardan ve gramofonumdangüzel bir müzik parçası da dinleteceğim ona.Yalnız sizden ricam, bu işlemler için seçeceğiniz personelinizin kimlik bilgisini, anne kızlık soyadını, noterden alınmış imza sirkülerini ve tapuları dahil mali bilgilerini bana iletmeniz.Bir de sizin gibi bir sözleşme hazırladım. 8 sayfa. Sizinki 42 sayfaydı, beninsaflı davrandım. Bu sözleşmeyi de bana atayacağınız müşteri temsilcisi, bankanız şube müdürü ve bankanız yönetim kurulunun imzalaması ve bana iadelitaahhütlü göndermesi.Bu sözleşme elime geçtikten sonra müşteri temsilcinize kendi belirleyeceğim 28 haneli şifreyi göndereceğim. Bu şifre de her ay değişecek pek tabii ki.Özür dileyerek bu sözleşme ve işlemler için sizden masraf olarak her ay 20 dolar da talep edeceğim.İşbu şartları yerine getirememe durumunuz varsa, lütfen 1.000.000 dolarımı nakit olarak hazırlayın, yarın alıvereyim.Size hayırlı işler diler, en kısa zamanda bana ulaşmanızı rica ederim.Saygılarımla,Müşteriniz... 6 Yorum bağlantısı
Fatih Altınoluk 2 Şubat 2014 Paylaş 2 Şubat 2014 Sonucu ne oldu acaba merak ettim. 1 Yorum bağlantısı
Murat Gök 17 Şubat 2014 Paylaş 17 Şubat 2014 Bir tane de benden olsun.Bak biliyorsanız anlatmayım Temel ile dursun geç vakitlerde arabayla ortam yapalım derken, iki malum hatun görürler.Neyse hoşbeş derken arabaya atarlar bayanları.Dursun "ula temel şöyle sote biryere çek de işimizi görelim der".Temel de olayı biraz abartarak şehrin dışına doğru yola çıkar.İki üç saat yol aldıktan sonra,kuytu küçük bir ormana girerken,arkadakilerden olay kopar."Valla iyi güzel bu kadar yol geldik de bak varmadan söyleyelim biz dönmeyiz" demişler.Bizimkiler altta kalır mı "valla uşağum bu kadar yol geldik,bu saatten sonra biz de dönmeyüz" demişler. 3 Yorum bağlantısı
Burak Güngör 23 Şubat 2014 Paylaş 23 Şubat 2014 Adamın birisinin, arabasının lastiği tam tımarhanenin önünde patlar.Adam arabayı kenara zor yanaştırır.Sonraki işlem malum.. Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünmüyor bile.Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker.Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir; - Ula salak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?- Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm. - Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar.Hepsi 3 bijonlu olsun. Seni, lastikçiye kadar idare eder.Adam hemen denileni yapar. Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:- Senin ne işin var tımarhanede?Cevap müthiştir..- Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil ! . . 6 Yorum bağlantısı
Ayhan Asil 24 Şubat 2014 Paylaş 24 Şubat 2014 fıkralar bölümünde de vardı bu fıkra onu okuduğumda da çok gülmüştüm. şimdide, ellerinize sağlık... Yorum bağlantısı
Önder Özcan 26 Şubat 2014 Paylaş 26 Şubat 2014 dışarıda tanklar görüyorum kutlama mı var? (kızılderili şefi kızılkayalar):keşke geçen hafta gelseydiniz,yerli malı haftası vardı (burdan devam edelim,öbür konuyu yemeyelim ) 1 Yorum bağlantısı
Misafir 27 Şubat 2014 Paylaş 27 Şubat 2014 (kızılderili şefi kızılkayalar):keşke geçen hafta gelseydiniz,yerli malı haftası vardı (burdan devam edelim,öbür konuyu yemeyelim ) folklorik olarak saygım var ama sana tapamam totem Yorum bağlantısı
Hikmet Demirtaş 27 Şubat 2014 Paylaş 27 Şubat 2014 Verildi mi bilmiyorum ama hoşuma gitti Adamın birisinin, arabasının lastiği tam tımarhanenin önünde patlar. Adam arabayı kenara zor yanaştırır. Sonraki işlem malum.. Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker. Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer. Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünmüyor bile. Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker. Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir; - Ula salak! Sen ne yapıyorsun orda öyle? - Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm. - Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun. Seni, lastikçiye kadar idare eder. Adam hemen denileni yapar. Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir: - Senin ne işin var tımarhanede? Cevap müthiştir.. - Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil !.. 880 . sayfa da BURAK GÜNGÖR paylaşacakmış Adamın birisinin, arabasının lastiği tam tımarhanenin önünde patlar. Adam arabayı kenara zor yanaştırır. Sonraki işlem malum.. Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker. Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer. Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünmüyor bile. Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker. Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir; - Ula salak! Sen ne yapıyorsun orda öyle? - Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm. - Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun. Seni, lastikçiye kadar idare eder. Adam hemen denileni yapar. Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir: - Senin ne işin var tımarhanede? Cevap müthiştir.. - Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil ! . . 1 Yorum bağlantısı
Önder Özcan 27 Şubat 2014 Paylaş 27 Şubat 2014 folklorik olarak saygım var ama sana tapamam totem orası fortkılap koruma kalkanının dışında (hızlı yaz kombo yapıcam ) Yorum bağlantısı
Ali Eren 1 Mart 2014 Paylaş 1 Mart 2014 Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. - Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş Kadın kocasına - Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor. ‘ demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir sey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş. Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmıs, bak demiş kocasına - Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?’ Kocası uzun uzun karisina bakmış; Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim’ diye cevap vermiş. Hayatta böyle değil midir ? Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır. Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya davranmadan önce Kalp(pencere) durumumuza bakmak ve ‘iyi’ olanı görmeye hazır olup olmadığımızı farketmek güzel bir fikir olabilir !… Verildiyse özür dilerim Daha önce benzerini okumuştum ama yine zevkle okudum. Daha önce paylaşıldıysa bile defalarca hatırlanması gereken çok güzel bir konuya dikkat çekmişsin Ramazan Hocam. Paylaşım için teşekkürler. 2 Yorum bağlantısı
Recommended Posts